18 Ocak 2015 Pazar

Aşk Diye Bir Şey, Ahmet Günbay Yıldız



Farklı yazarlar için yakıştırılan "Üç Neslin Yazarı" tanımını ben hep Ahmet Günbay Yıldız için kullanırım. Çocukluğumdan beri kütüphanemizin baş köşesini süsleyen kitapların sahibidir. Okumaya yeni başladığımda da şimdi de bu kitapların kalbimin bam teline tokunduğunu söyleyebilirim. Ahmet Bey'in yazmaya devam ediyor oluşu sevindirici bir gelişme. Çünkü birçok yazar erkenden bırakıyor yazmayı. Tabi onlar "erken" diye düşünmüyor demek ki. Ama oturduğu yerden ahkam kesmeye pek alışkın bu okur milletine bir şey beğendiremezsin! Yazsa ya niye yazmıyor der geçer. Neyse, Allahtan Ahmet Günbay Yıldız bu konuda malzeme vermedi, Allah daha da uzun ve sağlıklı ömürler versin.

Gerek kitap sohbetlerinde gerek bu blogda "spoiler" vermekten kaçınıyorum. Kitabın neyi anlattığı, konunun hangi karakterler arasında geçtiğini okuyucu pekala kitabı okuduğunda da öğrenebilir. Hem filmi izlememiş birine konuyu anlatmak nasıl ayıpsa kitapta da durum aynı olmalı. Şimdi bazısı sorabilir: "E kardeşim o zaman bu nasıl kitap eleştiri-tavsiye yazısı oluyor?" Doğru, kitap eleştiri yazısı olmuyor. Ancak kendi tecrübelerimi paylaşarak bir kısım kitabı tavsiye ediyorum. Tabi ki her şeyi anlatmadan.

Sözüm sıkı A.G.Y takipçilerine. Bu kitapta da o alışageldiğimiz olay örgüsünden ve temadan uzaklaşmıyoruz. Ama yıllar geçtikçe yazarın daha derinden yazdığını hissediyorum, o ayrı. Derinden kastım şu, bazı şeyleri, ilk kitapların aksine, çok çok kısa şekilde ama en veciz şekilde ifade ediyor. Eğer başta seslendiğim o "sıkı takipçi kitlesi"ne dahilseniz hemencecik kavrıyorsunuz.



Kitabın resmi tanıtımı  metninde şu cümleler geçiyor:
"Hayat, türlü türlü gelir karşına.
 Sevdayla gelir.
 Acıyla...
 Mutluluk ve yalnızlıkla çalar kapını." Doğrusu hayatın türlü türlü sevda ve acıyla gelmesine biz "sıkı okurlar" pek alışığız. Hele ki o sevdalar kimi zaman karşılıksız kimi zaman imkansız ama hep yürek burkan bir sızıyla karşımıza dikiliverirler. Yazar bunu en ince hatlarıyla anlatıyor yine.

"Bir tarafta sonsuz huzur penceresi açılır, diğerinde seni alıp götüren arzular serilir önüne.
 Gül gibi olabilmektir esas olan. Gül gibi kalabilmek..."

                              "İÇİNDEKİ IŞIKLARI SÖNDÜRME!"


                                  

Bilinçli Aile Olmak, Nevzat Tarhan



Nevzat Tarhan alışılmışın dışında bir yazarlık profiline sahip. Şu anlamda söylüyorum, kişisel gelişim palavralarına alışan, hazır paket beklentisi içinde olan biri için kuşkusuz hayalkırıklığı olacaktır. 5 dakikada Beşiktaş, 7 dakikada evet dedirt, 10 dakikada dünyayı fethet saçmalıklarına alışıksak hiç bulaşmayalım. Madem ki bunlar işe yarıyor, zaten çok kitap okumaya da gerek yok! Bu kişisel gelişim kitaplarından üç beş tane oku, sonra yürü... İşte maalesef ki böyle olmuyor.

Kişisel gelişim kitaplarının Kuran'ı tersten okumanın bir yolu olduğunu öne süren bir görüş var. Hak vermemek elde mi? Hal böyleyken Nevzat Hoca'nın kitapları bundan korunmak isteyenler için bence bir can simidi. Kişisel gelişimin de bizcesi var. Bize uygun olanı var.

Bilinçli Aile Olmak'ta özellikle aile içi iletişimin önemine atıf var. Evlilik hayatındaki sorunlara daha farklı pencerelerden bakıp çözümler üretebilmek adına önemli bir fırsat. Bir anlamda önleyici mücadele.




Kitapta Hoca'nın üslubuna sinen "Mevlana metodu"nu hissetmek mümkün. Hatta direkt olarak bu metodu incelediği bir eseri de vardı. Genel olarak Nevzat Tarhan okurları kitapların tümünde aynı havayı zaten hissediyor. "Kendine güven, ama sevenlerini ihmal etme." Çünkü sevenlerimizi ve sevdiklerimizi ihmal ettiğimizde özgüvenin de pek bir anlamı kalmıyor. Sonuçta mutluluk hiç de yalnız başımıza yaşayabileceğimiz bir şey değil. İnsan sosyal bir varlık olarak sürekli başkalarına ihtiyaç duyuyor.

Aile olmak işte burada büyük önem taşıyor. Bir sosyal varlık olarak insan, toplumun en temel birimi ailede mutluluğunu nasıl sağlayacak? Şunu belirtmeden geçemem, kitap, başta söylediğimiz hazır reçetelerden sunmuyor. Onun yerine, ailevi problemleri çözebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel disiplinlere bir bakış getiriyor. İster din ister ahlak referansını alalım, aile mutluluğu tek tek bireylerin mutluluğundan başlıyor. Öyleyse bireysel problemleri çözmenin aslında en etkili yolu aileden kaynaklanan sorunlara eğilmek.

Tarhan, Ala Dergisi'ne verdiği bir röportajda gerek kitaplarında kullandığı üslup gerekse hayata bakış tarzını özlü bir şekilde ortaya koyuyor: Buradan ulaşabilirsiniz.

Yazarın birkaç kitabını daha ele almayı düşünüyorum. Şimdilik bu kadar.


Eski Dünya Seyahatnamesi, İlber Ortaylı

Çok gezen mi bilir çok okuyan mı? Cevap tabi ki İlber Ortaylı! Hem çok gezen hem gezmeyi bilen bir isim Ortaylı. Elimizde dijital kamerayla gittiğimiz şehrin "turistik" mekanlarında fotoğraf çekinmek değil kuşkusuz. Gitmeden o şehrin tarihini, kültürünü ve gezilesi yerleri çalışmak. Seyahat böyle ciddi bir iş.


St.Peters Bazilikası'na rehberiniz sizi götürecektir. Merak etmeyin, 10 dakikalık bir sunum da dinleyeceksiniz. Ama onu henüz seyahate başlamadan araştırsaydınız çok farklı bir gözle bakıyor olacaktınız. 


Peki ya Tebriz? Birkaç güne sığar mı? Bence de sığmaz. Birkaç ömür ancak yeter.

Bunlar benim gezdiğim iki yer. O zamanlar Eski Dünya Seyahatnamesi'ne benzer bir İngilizce kitap yarenim olmuştu.Seyahat yıllarım bitip iyice yaşlılık psikolojisine girdiğimden çok sonra bu eşsiz kitapla tanışma fırsatı buldum. Evet çok geç kaldım. Yine de kayıp saymıyorum.
İlber Hoca'nın kendine has üslubuyla o coğrafyaları gezme fırsatım oldu. Hayal aleminde elbette.


http://www.timas.com.tr/kitaplar/tarih/ilber-ortayli-kitapligi/eski-dunya-seyahatnamesi.aspx